Türkiye ve Fransa Elçilikleri Önünde Emperyalizmin Hak Gaspları ve AKP Faşizminin Saldırıları Halk Cepheliler Tarafından Protesto Edildi
Türk Elçiliği önünde toplanan Kızıl bayraklarıyla Halk Cepheliler Grup Yorum’un marşları ve dünya devrim şarkıları eşliğinde eylemlerini gerçekleştirdi.
İsmini Devrim Şehidi Sıla Abalay’dan alan Umudun çocuklarından küçük Sıla, elindeki kızıl bayrağıyla eylemdeydi.
Türkçe ve İngilizce sloganların yankılandığı eylemde, Amerikan işbirlikçisi faşist AKP iktidarının emperyalist efendileri adına işlediği suçları teşhir eden bir konuşma yapıldı.
Konuşmada şu sözler öne çıktı:
“Tarih; işbirlikçileri, hainleri, Anadolu’yu parsel parsel satanları değil — direnenleri yazar!
Bu gün bu tarih, Devrimci Tutsakları, Cephelileri yazıyor!
Son sözü örgütlü direnenler söyleyecek!
halka karşı saldırılar önünde Başta Şehitlerimiz olmak üzere, bedenini barikat yapanlar tarihimizin yapı taşıdır.
Açlığıyla 366 günü, yani tam bir yılı geride bırakan Direnişçilerimiz, insanlık onurunun bayrağını taşıyan kızıl günün — devrimin — muştucularıdır!”
Konuşmanın ardından sloganlar yükseldi:
Devrimci Tutsaklar Teslim Alınamaz!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!
Kahrolsun Faşizm! Kahrolsun Emperyalizm! Yaşasın Mücadelemiz!
Eylem iradi biçimde sonlandırılarak Fransız Elçiliği önüne geçildi.
Burada, pencerelerden görülen Fransız emperyalizmi ajanlarının endişeli halleri dikkat çekti.
Sloganlarla yeri göğü inleten Halk Cephelilerin fotoğraflarını çekmeye çalışan ajanlar panik içindeydi.
Paniklemekte haklıydılar; çünkü suçları sabit, tarih hükmünü çoktan vermişti!
Adalet onlarda değil; adalet direnenlerin, üretenlerin, yaratanların ellerinde gelecek!
Adaletin türküsü Zehra Kurtay’ın açlığında,
adaletin türküsü yoldaşı Nezif Eskin’in gülüşünde yankılanıyor.
Bu türkü bütün dünyayı dolaşıyor;
aç bırakılmışların, ezilenlerin, adalet arayanların yüreğine çarpıyor.
Yoldaşlık, ahde vefa, siyasi onur, yaşatmak için ölümü göze almak…
Hepsi ama hepsi adaletin türküsünde yankı buluyor.
Bütün göçmen halkların, doğanın ve emeğin sömürüsüne karşı yükselen bir yaşam türküsüdür bu direniş.
İşte Paris Meydanı’nda da o türkü yankılanıyor:
Birlikte direniliyor, birlikte zılgıtlar çekiliyor, birlikte ab-ı hayat şerbeti içiliyor.
Zehra, “yek kere eğilmemiş başını” koltuğuna alıp umuduyla yola çıktı;
yoldaşı, omuzdaşı, kardeşi Nezif’le iki oldular.
Sonra, uzağı yakın eden açlar sofrasına Tunuslu dost Naeder de katıldı.
Direniş besliyor, büyütüyor…
Ne de güzel söylemiş usta:
“Bütün mesele yürekte.
Yürek denizse, dil dalga olur;
yürekteki direniş yol yapar, dağların etrafını dolanır, halk deryasına ulaşır…”
Ve biz ulaşacağız!
Çünkü bu davada suç sayılan;
göçmen halkların haklarıdır,
yok sayılan siyasi iltica hakkıdır!
Bu hakların gasp edilmesine izin vermeyeceğiz!
Yaklaşık bir saat süren protesto eylemi İngilizce sloganlar ve devrim marşlarıyla iradi biçimde sonlandırıldı.
10/Kasım/2025
Londra’da Direniş Çadırı 71. ve 72. Günü
Wood Green Kütüphanesi önünde 71. ve 72. gününe giren Direniş Çadırı, her zamanki kararlılığıyla sürüyor.
Büyük bir coşkuyla devrim marşları yankılandı; ziyaretçilerle sohbetler edildi, bildiriler dağıtıldı.
Çadır, yalnızca bir direniş alanı değil; aynı zamanda halkın dayanışma ve bilinç mekânı olmayı sürdürüyor.
Burada, bir demli çay, bir türkü paylaşımı; emperyalizme, adaletsizliğe ve teslimiyete karşı baş kaldırıdır!
Her gün farklı ülkelerden halklar uğruyor çadıra — kimi bir selam veriyor, kimi direnişçilerin ellerini sıkıyor…
Grup Yorum’un marşları, halk türküleri, devrimci ezgiler çadırın duvarlarına sinmiş; rüzgârda savruluyor, yağmur olup yağıyor…
Burada hiçbir gün birbirinin aynı değil;
ancak her günün öznesi aynı:
Direniş, Dayanışma ve Umut!
Bu irade,
“Direnmek yaşamaktır!” diyenlerin iradesidir.
Ve Londra’daki Direniş Çadırı Yoğun yağmur altında devam ediyor…
11/Kasım/2025
Halk Cephesi (Britaın)

