Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Ankara-Yüksel'de Oturma Eylemindeki TAYAD'lı Aileler'i Ziyaret Etti
Tahsin Sağaltıcı’nın Hilal Sağaltıcı: "Tam 19 gündür buradayız. Polisler karşımızda biz buradayız. Biz bugün Adalet Bakanlığı'na gittik. Orada Adalet Bakanlığı’ndan bir yetkili 248 gündür bize cevap vermedi ve biz buradayız 19 gündür. İlk geldiğimiz günde verdik dilekçeyi. Ceza Tevkif Evleri Müdürlüğü’ne gönderdiler. Telefon açıyoruz, kapatılıyor. Cevap veren de yok."
DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu:
“Ankara Kızılay'daki 200'lü günlerde çocukları açlık grevinde olan TAYAD’lı Aileler’i' ziyaret ettim. Annelerin babaların gözü yaşlı.
Adalet Bakanlığı, Ceza Tevkif Evleri, açlık grevinde olan mahpusların sesini ölünce mi duyacaksın?
19 Gündür bu insanlar burada.
Adalet Bakanlığı'nın da önüne gidiyor. Duymuyoruz diyemez kimse. Bir an evvel çözüm bulunması gerektiğini söylüyor. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Orada açlık grevinde olan insanların annesi babası burada gözyaşı döküyor. O insanlar da açlıkla kıvranıyor ve ölüme yaklaşıyor. Biz Adalet Bakanlığını'nın sesimizi duyduğunu duyacağını düşünüyoruz. Kulaklarını böyle kapatıyorlar duymamak için. Duymamak mümkün değil!
Beddua almayın diyorum.
Adalet Bakanlığı, Ceza Tevkif Evleri 'na sesleniyorum; Annelerin bedduasını almayın. Annelerin bedduasını alan iflah olmaz arkadaşlar bakın bunu çok net söylüyorum.
Yasaya aykırı iş yaptınız. O cezaevinde, o koğuşta olmaması gereken insanları orada tuttunuz ve bu insanlar ölürse bu annelere kim hesap verecek? Ben soruyorum; bu annelere kim hesap verecek? Bu babaya kim hesap versin?
Biz buradan tüm Ankara halkına da sesleniyoruz. Bu göstericilerin sesini duyun. Talepleri yasa dışı değil, hukuk dışı değil, anayasa dışı değil. Talepleri; insan haklarına uygun arkadaşlar. Böyle olmaz. Adalet Bakanlığı'na da sesleniyoruz buradan. Eğer ki bu mahpuslar ölürse Allah korusun bakın gözü yaşlı anneleri burada. Her saat ağlıyorlar burada. 248. gün sonunda bu mahpuslar ölürse bunun vebali kime ait ben soruyorum. Hadi bakalım.”

